Pivothaber
Manşet

Türkiye'de 60 istilacı böcek türü tarımı ve halk sağlığını tehdit ediyor

Küresel ısınma ve uluslararası ticaretle Türkiye'ye yayılan 60 istilacı böcek türü, tarımsal üretimi ve halk sağlığını riske atıyor. Uzmanlar, biyolojik mücadelenin zorunlu olduğunu vurguluyor.

| 5 dk okuma
Türkiye'de 60 istilacı böcek türü tarımı ve halk sağlığını tehdit ediyor
00:00 / 00:00

Küresel ısınma, artan uluslararası ticaret, lojistik ağlarının genişlemesi ve insan hareketliliği, Türkiye'de ekolojik dengeleri altüst eden yeni bir tehlikeyi beraberinde getirdi. Sayıları 60'a yaklaşan istilacı böcek türü, tarımsal üretimi, ormanları ve doğrudan halk sağlığını tehdit ediyor.

Ondokuz Mayıs Üniversitesi Ziraat Fakültesi Bitki Koruma Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. İzzet Akça’nın da dikkat çektiği üzere, değişen iklim koşullarıyla birlikte sınır tanımayan bu zararlılar Türkiye'de hızla yayılıyor. Prof. Dr. Akça, yalnızca kimyasal ilaçlamanın yetersiz kaldığını belirterek, ekosistemi koruyacak biyolojik ve entegre mücadele yöntemlerinin (örneğin samuray arısı kullanımı) artık bir zorunluluk olduğunun altını çiziyor.

Dünya genelinde tanımlanan 1,2 milyon böcek türünden yaklaşık 1.000 ile 1.500 kadarı "istilacı" karakter taşıyor. Türkiye’de bulunan toplam 25-30 bin böcek türü arasında ise istilacı olanların sayısı 60 civarında. Aslında doğadaki böceklerin yalnızca %1-3’ü zararlıyken, %20-30’u faydalı, yaklaşık %70’i ise ayrıştırıcı ve ekosistem döngüsü için hayati işlevlere sahip. Ancak bu küçük istilacı azınlık, doğal düşmanlarının bulunmadığı yeni coğrafyalara ulaştığında yıkıcı etkiler yaratabiliyor.

İşte Türkiye'de tarımsal ekonomi ve halk sağlığı açısından en sorunlu 5 istilacı tür ve yarattıkları tehlikeler:

1. Fındığın Kabusu: Kahverengi Kokarca Böceği (Halyomorpha halys) Özellikle Karadeniz Bölgesi'nde, Türkiye'nin en stratejik tarım ürünlerinden biri olan fındık için bir numaralı tehdit haline gelmiştir. Nisan ayında kışlaklarından çıkan bu zararlı, bitki özsuyunu emerek besleniyor. Fındıkta karanfil oluşumundan başlayarak meyveye zarar veriyor; çürümeye, kurumaya ve dökülmelere neden oluyor. Hızla üremesi ve geniş alanlara yayılması nedeniyle üreticilere büyük ekonomik kayıplar yaşatan kokarcaya karşı, doğal düşmanı olan "samuray arısı" ile biyolojik mücadele çalışmaları yürütülüyor.

2. Hastalık Saçan Tehdit: Asya Kaplan Sivrisineği (Aedes albopictus) Sadece tarımı değil, doğrudan insan sağlığını hedef alan son derece tehlikeli bir tür. Özellikle İstanbul ve çevresi başta olmak üzere sulak alanlarda hızla çoğalan bu sivrisinek; Batı Nil virüsü, Sarıhumma, Zika ve Chikungunya gibi tehlikeli hastalıkların taşıyıcısıdır. Isırması halinde yüksek ateş, eklem ağrıları, titreme, bulantı ve cilt döküntüsü gibi ciddi enfeksiyon belirtilerine yol açar. Su birikintilerinde, saksı diplerinde ve derelerde kolayca üreyebilen bu türe karşı bireysel su birikintisi temizliği büyük önem taşıyor.

3. Karadeniz'in "Vampir Kelebeği" (Ricania simulans) Halk arasında "vampir kelebek" olarak bilinen ve aslen Uzak Doğu kökenli olan bu zararlı, Gürcistan sınırı üzerinden Türkiye'ye giriş yapıp Doğu Karadeniz'i istila etmiş durumda. Rize, Artvin, Trabzon ve Giresun başta olmak üzere çay ve kivi bahçelerinde, ayrıca fındıklıklarda büyük kayıplara neden oluyor. Tıpkı bir vampir gibi bitkilerin suyunu emerek kurumalarına yol açıyor. Bölgede çay tarımında kimyasal ilaç kullanılamadığı için zararlıya karşı yapışkan tuzaklar (biyoteknik mücadele) ve bitki ekstratları ile organik mücadele yöntemleri üzerinde çalışılıyor.

4. Ağaçların Sessiz Katili: Turunçgil Uzun Antenli Böceği (Anoplophora chinensis) Türkiye’de sınırlı olarak bulunan ancak karantinaya tabi olan son derece tahripkar bir zararlıdır. Turunçgiller, fındık, elma, çınar, akçaağaç ve kavak gibi pek çok ağaç türünün doğrudan ölümüne yol açar. Larvaları ağaç gövdelerinde derin galeriler açarak ağacın beslenme sistemini yok eder. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından özel sürvey programlarıyla izlenen bu türe karşı bulaşık ağaçların imha edilmesi ve sıkı karantina tedbirleri uygulanıyor.

5. Domates Tarlalarının Yıkımı: Domates Güvesi (Tuta absoluta) Örtü altı (sera) ve açık alan domates yetiştiriciliğinde en yıkıcı zararlılardan biri olarak kabul ediliyor. Yapraklarda galeriler açarak bitkinin fotosentez yapmasını engelliyor; büyüme uçlarına zarar vererek bitkiyi bodurlaştırıyor. En büyük hasarı ise meyveyi delerek veriyor. Delinen meyvelerde çürüme ve pazarlanabilirlik kaybı yaşanıyor. Yoğun popülasyonlarda tarlaları adeta yanmış gibi gösteren bu güve türüne karşı feromon tuzaklarıyla erken teşhis ve entegre mücadele büyük önem arz ediyor.

Çözüm: Doğayla Uyumlu, Entegre Mücadele Şart Geleneksel tarım ilaçlarının (pestisitlerin) bilinçsiz kullanımı hem çevreye zarar veriyor hem de bu istilacı türlerin direnç kazanmasına, ekosistemdeki faydalı böceklerin ise ölmesine neden oluyor. Uzmanlar, artan uluslararası kargo ağları ve iklim krizi göz önüne alındığında, sınır kapılarındaki zirai karantina denetimlerinin artırılması, erken uyarı sistemlerinin kurulması ve faydalı böceklerle yapılacak "biyolojik mücadelenin" devlet politikası haline getirilmesi gerektiği konusunda uyarıyor.

Haberin Künyesi

A
EditörArif Karaduman
Bu içerik Pivothaber editörleri tarafından özel olarak hazırlanmıştır.

İçerikte Adı Geçenler

💬 Yorumlar (0)

Yorum yapabilmek için giriş yapmalısınız.

Giriş Yap / Üye Ol

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu siz yapın!